Ver ki vereyim

Aynı günün akşamına doğru sobayı yakmış, ayağımı uzatmış, kamerayı açmıştım. 7 Aralık 2025. Birkaç dakika konuşacaktım, yirmi dakika olmuş.
O gün üç şey söyledim ve üçü de o günden sonra hayatımı değiştirdi.
Birincisi: ajansı tamamen bıraktım. Sebebi şu. Yapay zekânın Türkiye'deki karşılığı henüz kurulmadı; iki binlerin başındaki internet gibiyiz. İnsanlar adını biliyor, ne işe yaradığını bilmiyor. Bilmediği şeyin kıymetini vermiyor — bu onların kusuru değil, mecranın henüz olgunlaşmamış olması. Ama benim tarafımda neticesi belliydi: oradan gelecek paraya güvenerek iş yaptım ve bu hâle düştüm. Bir ajans hizmeti artık vermiyorum, vermeyeceğim.
İkincisi: borç. O gün kameraya "faizleriyle beraber bir milyona yaklaştı" dedim; o günkü hâlim, o günkü ağzımdan çıkan rakam budur. Aynı günün başka bir kaydında yaptığım döküm bu rakamı tutmuyor. Hangisinin doğru olduğunu bugün de bilmiyorum, o yüzden ikisini de olduğu gibi bırakıyorum ve bir toplam vermiyorum. Bildiğim şu: altı aydır ödediğim ek hesabın rakamı hiç düşmedi, çünkü ödediğim şey faizdi. Paranın nereye, hangi sermayeye aktığını takip bile edemiyorsun. Beni asıl rahatsız eden buydu.
Dört, beş aydır gelirim sıfırdı. Ondan öncesi de sekiz dokuz aylık bir depresyon devresiydi.
Üçüncüsü: mal biriktirmemeye karar verdim.
Kur'an'ı mealinden okuyorum, ikinci defa. Bir cümle sürekli önüme çıkıyordu: mal biriktirenlere yönelik bir sitem. Karar verdim. Biriktirebileceğim en büyük şey bir araba olur, belki bir ev, belki bir arsa, birkaç hayvan. Ötesini istemiyorum. Kazandığımın onda biri zekâtsa ben yüzde yirmi, yüzde otuz vermeye çalışacağım. Bunu kameraya söz olarak söyledim; buraya da yazıyorum ki kayıtta dursun. Belki bir vakıf kurarız — Merve içtimaî hizmet sahasında, LÖSEV'de çalışıyor. Belki beraber yaparız.
Her namazdan sonraki duamda tek bir cümle eksik olmuyor: ver ki vereyim.
Şunu da söylemem lazım, çünkü söylemezsem yukarıdaki cümleler havada kalır. Geçen seneye kadar, 2024 Aralık'ına kadar hakîkaten iyi para kazandım. Yirmi üç yaşındaydım, asgari ücret sekiz bin liraydı, ben ayda doksan, yüz bin lira kazanıyordum. Kıymetini bilemedim. Alkole gitti, muhitlere gitti, gezmeye gitti, fastfood'a gitti, kiraya gitti, vergiye gitti. Paylaşmadım; paylaştıysam da habersiz paylaşmışımdır, onun da manevî bir karşılığını hissetmedim. Bunu yazarken kendime sövmüyorum. Sövmek işi kolaylaştırmıyor, sadece kaydı bulandırıyor. Olan bu, kaydı bu.
O gün bir de iki ismi ilk defa yüksek sesle söyledim. Bir topluluk kurmak istiyordum — bir ekosistem, insanların "buralı" olabileceği bir yer. Bir de bir yapay zekâ asistanı hayal ediyordum; adını üniversite yıllarında izlediğim bir diziden almıştım, tamgalar, kırmızı. O gün ikisinin de nasıl çıkacağına dair hiçbir fikrim yoktu ve bunu da açıkça söyledim: "belki de bu konuştuklarımın hiçbiri gerçekleşmez."
Bugünden not: o iki isim bugün var. Topluluk tarafı Arcaedia — o gün adını doğru dürüst telaffuz bile edemiyordum, videolarda "Arkadya" diye geçiyor; bugün arcaedia.com canlıda. Asistan tarafı KAM — kişisel asistan modeli; kam.run adresinde, şu an beta pilot hâlinde. Pilot ölçümünde vazife tamamlama yüzde 42,7'ye karşı yüzde 27,4 çıktı; ikinci gün geri dönüş ise yüzde 13,5. Bu son rakam zayıf bir rakam ve zayıflığını saklamıyorum. Ajansın kapanacağı da doğru çıktı, askerliğin bir iki ay içinde geleceği de.
O gün en çok tekrar ettiğim cümle şuydu: meselemiz para olsun. Sıhhat yerinde, nefes alıyorum, gülüyorum. Maddî tarafta bir sene geriye gittim, başka bir tarafta ilerledim. İkisi aynı senenin içinde oldu ve ikisi de aynı derecede hakîki.
Bir sual bırakıyorum, cevabını ben de arıyorum: verebilecek hâle gelmek için önce zengin olmak mı gerekiyor, yoksa verme âdeti insanın cebinde elli lira varken mi kuruluyor?
Allah'a emanet olun.
Diğer kayıtlar
Eksiyi Sıfır Yapmak
İlk bölümlerde "sıfırı bir yapmak" demiştim. Yanlış kullanmışım. Arşivi kapatan kayıt, o düzeltmenin kaydı.
Neden Kimse Seni Kurtaramaz?
Fütûhu'l-Gayb'ın altıncı makalesi 'halkı bırakmak' diyor. Dağa çıkmak değil bu: insanların elinde bir güç olmadığını hakîkaten bilmek.