Start-low ve vadesi bugün dolan hedef

2 Kasım 2025, pazar. Kaydı açtığımda şevkim yerindeydi. O gün Instagram'da tasavvuftaki nefis merhaleleriyle alâkalı bir yazı okumuştum ve kaydettiğim cümle şuydu: anlaşılan ben dışarıdaki imtihandan çok içerideki imtihana tâbiyim.
O devrede günde gidiş geliş yaklaşık 17 km yürüyordum. Denize doğru beş altı kilometre iniyor, aynı yolu yukarı çıkıyordum. Yukarı çıkarken tespih, aşağı inerken nefes. Yürümeye başladığım günden itibaren bel ağrım neredeyse yok olmuştu. Dikkatim dağınıktır, hızlı konuşurum, hızlı düşünürüm; yavaş yürümek benim için işkence gibidir. Ama tam da o yüzden işe yarıyordu — yavaş yürümek sinir sistemimi bir sağ bir sol düzeltiyor, zihni yeniden başlatıyordu.
Aşağıda bir kafe vardı. Laptop, ajanda, çay. Pazar günleri ağır iş yapmıyor, haftayı plânlıyordum.
O gün kamera karşısında üç şey söyledim. Üçünü de buraya olduğu gibi geçiriyorum, çünkü bugün bu günlüğün yazılma sebebi o üç cümle.
Bir. İşin nasıl kurulacağına dair kafamdaki şeklin adını koydum: start-low. Yani yatırım kovalamadan, yavaş yavaş, kendi nakit akışıyla inşa etmek. O gün önümde duran şıkları da saymıştım: büyük bir müessese mi kurulur, startup mı olunur, yoksa iyi bir ekipte iyi bir işte çalışan mı olunur. Ve şunu söylemiştim, arkasında bugün de duruyorum: nefsiyle savaşmak istemeyeni kimse bununla suçlayamaz, kimse kimseyi harekete geçmeye zorlayamaz. Şıkların hiçbiri öbüründen alçak değil. Ben start-low'u seçtim, çünkü hayatı bir meydan okuma olarak görüyordum.
İki. Aralık'a kadar, yani o günden itibaren 27 gün içinde bedelli askerliğin bedelini kazanmak istiyordum. Plânım şuydu: gidip 27 günlük bir nizam kurayım, ben yokken iş dönsün, döndüğümde üstüne devam edeyim. Bir de düğün hesabı vardı; en sade, en asgarî hâliyle bile 500.000 TL çıkıyordu. O gün, kabaca aynı büyüklükte de bir borcum vardı. (O gün üç yıllık beraberliğimizin yıl dönümüydü de. Kayda bir cümleyle girmiş.)
Üç. Ve şu hedefi verdim: 2026 Ağustos'una kadar cebime kâr olarak asgarî 1–1,5 milyon TL girmesi lâzım ki bu yol stressiz yürünsün.
O gün verdiğim rakamlar da şunlardı, tarihiyle beraber yazıyorum: gelir 6.000 dolar seviyesine yaklaşmıştı, harcamalar 11.000 dolara. Yani kısa vadede nakit akışı doğmuştu ama kümülatifte hâlâ zarardaydım.
Şimdi hesap vakti. Bu günlüğü 24 Ağustos 2026'da yayımlıyorum — yani o hedefin vadesi tam da bu ay doluyor. İki şeyi açıkça kaydediyorum. Birincisi: bedelli plânı tutmadı. Şubat 2026'da askere gittim, bedelli değil; on iki haftalık komando temel kursu ve askerlik hâlâ devam ediyor. İkincisi: 1–1,5 milyon TL'lik hedefin bugün nerede durduğunu bilmiyorum. Defterler orada, ben buradayım; elimde o rakam yok. "Ulaştım" diyemem, "ulaşamadım" da diyemem — ikisi de uydurma olur. Ama verdiğim bir hedefi sessizce geçmek, tutup tutmadığını uydurmaktan daha kötüdür. O yüzden buraya yazıyorum: hedefi ben koydum, vadesi doldu, rakamı döndüğümde açacağım.
O gün kendime bir de ihtiyat cümlesi kurmuştum: "Bu kadar satış yaparız, yapmayız. Kazanmasak da olur. En azından o hacme ulaşacak gayreti gösterelim." O cümleyi bugün okuyunca iki türlü duyuyorum. Biri hakîkaten olgun; öbürü, hedefi tutturamama ihtimaline şimdiden döşenmiş bir yatak.
Hangisi olduğuna karar vermek için elimde yeterli muta yok. Ama şu suali hem kendime hem buraya bırakıyorum: bir hedefi koyarken yanına kurduğumuz o "olmasa da olur" cümlesi, bizi rahatlatmak için mi orada, yoksa hedefin hakîkaten kaçıncı sırada olduğunu söylemek için mi?
Allah'a emanet olun.
Diğer kayıtlar
Eksiyi Sıfır Yapmak
İlk bölümlerde "sıfırı bir yapmak" demiştim. Yanlış kullanmışım. Arşivi kapatan kayıt, o düzeltmenin kaydı.
Neden Kimse Seni Kurtaramaz?
Fütûhu'l-Gayb'ın altıncı makalesi 'halkı bırakmak' diyor. Dağa çıkmak değil bu: insanların elinde bir güç olmadığını hakîkaten bilmek.