Kümes, kediler ve bir borç dökümü

7 Aralık 2025, pazar. Bir gün önce İzmir'den dönmüştüm, yol yorgunluğu üstümdeydi. Her zaman altıda kalkmam lazımdı, o gün geç kalktım. Kendimi mazur gördüm — bunu da yazayım, çünkü kendimi mazur görmek bende sık olan bir şey değil.
Sabah rutinini değiştirmeye çalışıyordum. Sigarayla kahveyle başlamak yerine hindistan cevizi yağıyla ağzımı çalkaladım, beş dakika kadar. Sonra "adam kahvaltısı": dolapta ne bulduysam. Kuru üzüm, leblebi, badem, fındık, bir kaşık bal, bir kaşık pekmez, bir kaşık küncü ezmesi. Tabak yok, bulaşık yok. Üstüne bir litreye yakın su. Yumurtayı sonraya bıraktım.
Sonra yürüyüşe çıktım. İki kilometre gidip iki kilometre döndüm; altı, yedi bin adım. Dönüşte bir hata yaptım: sigarayı kafamda bırakmıştım, gidip yine aldım, bir dal içtim. Niye yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok. Ama almışken, içmişken kahrolmanın da bir mânâsı yok. Boğazım doldu, başım ağrımaya başladı, nefesim sürtündü. Bunu fark ettiğim için açıkçası memnunum — fark etmeyebilirdim de. Günde bir, bir buçuk pakete kadar içiyordum. Her gün yüzde on azaltarak iki üç ayda bırakabileceğimi düşünüyorum ve bunu deftere yazacağım. "Paketi attım, lanet ettim, tövbe ettim" ile iptila bırakılmıyor; bunu denedim, tutmadı.
Şimdi asıl döküme geleyim, çünkü o gün kameraya döktüm, buraya da dökeceğim.
Bankaya yaklaşık 100.000 lira ek hesap borcum vardı, iki aydır gecikmişti. Yapılandırılmış bir kredi kartı borcum vardı, yaklaşık 350.000 lira, üç ay gecikmiş; pazartesi 30.000 lirasını ödemem gerekiyordu, yoksa gelen mesaja göre icraya gidecekti. Bir de devlete yaklaşık 119.000 lira vergi borcum vardı ve o borç hacizli olduğu için motorumu satamıyordum. Motorun kıymeti yaklaşık 100.000 lira; satabilmek için ödemem gereken harçla beraber, sattığımda yaklaşık 10.000 lira zararda olacaktım. Satamayınca motoru ambara verdim, Samsun yolundaydı; oradan da 4.000 lira gitti. O gün cebimde 260 lira vardı. Eylül'den beri çalıştığımız müşteriden gelecek yaklaşık 40.000 lira alacak vardı, ne zaman ödeneceğini Allah bilir.
Bu rakamları alt alta toplamıyorum. O gün de toplamamıştım. Doğrusu şu: aynı günün başka bir kaydında ağzımdan çıkan rakamlarla bu döküm birbirini tutmuyor ve hangisinin doğru olduğunu bugün de bilmiyorum. Bilmediğim bir toplamı yazmaktansa dökümü olduğu gibi bırakıyorum.
Haczin beni asıl korkuttuğu yer para değildi. Şirketim ailemin evinin adresinde. Haciz gelirse benim olmayan eşyalar gidebilir — annemin, annemin eşinin eşyaları. Öyle bir hâlde mahcup olurum. Olmaması için elimden geleni yapacağım; olursa da Allah büyük, olmazsa da.
Günün geri kalanı iş değildi. Arif'e baktım — kendi kendini sahiplendiren kedilerimizden, üç yaşlarında, dokuz kiloluk bir Van kedisi. Ben İzmir'deyken kafası yaralanmış, iltihap bağlamış, patlamış. Antiseptik sürdüm, antibiyotik içirdim, yanına yattım. İltihap gözüne baskı yapıyor, gözü düşük duruyor. Salıya geçmezse hayvan hastanesine götüreceğim. Sezar iyi, kalçası kırıktı, şimdi canavar gibi. Dost bir buçuk yaşlarında; kardeşi kayboldu, çok aradık, bulamadık. Lady'nin bağırsak meselesi var, temizledim. Köpekleri saldım, Lupa yine ağzında taş taşıyordu; dişleri hep kırık o yüzden.
Sonra odun taşıdım, üç posta. Bahçedeki hayvan pisliklerini topladım — bir kovadan fazla. Sobayı doldurdum. Kümesi kapattım: yedi tavuk içeride, güvende. Horoz kayboldu, ben İzmir'deyken. Ya biri aldı götürdü ya uçtu gitti, bilmiyoruz.
Öğleyi kıldım, teheccüdü ve sabahı kaçırmıştım. Üç aydır beş vakte gayret ediyorum, üç ayda ancak birkaç günü tam doldurabildim. Akşamdan sonra Kur'an'dan birkaç sayfa okudum; ikinci defa okuyorum, Nuh sûresindeydim. Merve'nin aldığı tarihsiz ajandayı açıp yapacaklarımı sıraya yazdım; dikkatim dağıldığında dönebileceğim tek yer o defter.
O gün para kazandıracak hiçbir şey yapmadım. Ama bir sürü şey yaptım.
Şu sual o günden bugüne kaldı: cebinde 260 lira olan bir adamın günü kümesi kapatmakla bitiyorsa, o günü neye göre verimli sayacağız?
Allah'a emanet olun.
Diğer kayıtlar
Eksiyi Sıfır Yapmak
İlk bölümlerde "sıfırı bir yapmak" demiştim. Yanlış kullanmışım. Arşivi kapatan kayıt, o düzeltmenin kaydı.
Neden Kimse Seni Kurtaramaz?
Fütûhu'l-Gayb'ın altıncı makalesi 'halkı bırakmak' diyor. Dağa çıkmak değil bu: insanların elinde bir güç olmadığını hakîkaten bilmek.