Köyde Kurulan Bir Teknoloji Şirketi

Bu bölümü akşam mesaisi bittikten sonra çektim. Saat altı, yedi, sekiz gibi bir yer. Ekranın karşısındaki enerji bitiyor, günün kalan işleri başlıyor: kahve, hortum, kümes, kediler.
Kanalın tamamının üzerine kurulduğu tezat da o akşam ilk defa açıkça söylendi: köyümde tarımla uğraşıp aynı zamanda program geliştirebiliyorum. Bunu bir marifet gibi değil, bir kayıt gibi bırakıyorum. Sabah bulut üzerinde çalışan bir işin içindeyim, akşam kümeste yumurta topluyorum. İkisinin arasında geçiş yapmak için kravat çıkarmıyorum, sadece kapıdan çıkıyorum.
O akşam kümeste on dört tavuk vardı. Suları güneşin altında ısınmıştı, döküp yeniden doldurdum. Hortum bahçe tarafında kalmıştı, önce onu bulmam gerekti. Cebime üç yumurta koydum, biri cebimde kırıldı. Kırılanı bir kaseye alıp ameliyat olmuş, kalçası kırık kedimize götürdüm. Leo bahçede topla bekliyordu. Lady içerideydi. Bunları buraya yazmamın sebebi hoş görünmeleri değil; o günün asıl mesaisinin bu olması.
Şunu da dürüstçe not edeyim: bu kanal, elimde ne varsa onunla çekildi. Tripodum yoktu, telefonu bir yere yaslıyordum ve kayıtta "tripod hediye etmek isteyen varsa" diye şaka bile yaptım. Mikrofon ucuzdu. Bilgisayarım render işini zar zor kaldıran bir MacBook Air'di. Edit bilmiyordum. Köyde sabit internet yok, Superbox ile idare ediyordum. Bunları bir eksik listesi gibi değil, bir ekipman envanteri gibi yazıyorum. O ekipmanla çekilmiş bölümler yayınlandı ve seyredildi; yani liste bir bahane defteri değilmiş.
Kayıtta bir de renk hatası var. Bir yerde görüntü mavi filtreliydi, fark ettim, düzeltmeye çalıştım, tam düzelttim mi ondan da emin değilim. Kalsın. Bu kanalın tarifi zaten "ham, doğaçlama, edit asgarî" idi.
O akşam kameraya bir şey daha söyledim: fare yarışından çıkmak. Evden işe, işten eve giden o günlük koşuşturmacanın bilhassa büyük şehirlerde ne kadar vakit yediğinden bahsettim. Şunu da ekledim: bunda kimsenin şahsî bir kusuru yok, mesele nizamın kendisinde. O cümlenin arkasındayım. Ama bugün oraya bir şerh düşerim: fare yarışından çıkmak, yarışın olmadığı bir yere geçmek demek değil. Ben o akşam kümese su taşırken kafamın içinde ertesi günün işleri dönüyordu. Yer değişti, tempo değişmedi.
19 yaşımdan beri kendi işimi kurmaya uğraşıyorum. Arkamda dropshipping var, e-ticaret var, dijital pazarlama var, satış var, başkası için yazdığım satış metinleri var. Hiçbiri boşa gitmedi ama hiçbiri de tek başına yetmedi. Aldığım riskin karşılığını da faturasını da aynı kişi ödüyor; bunu o akşam söylerken sesim iddialıydı, bugün daha sakin söylüyorum.
Şu sualı o akşamdan bugüne taşıyorum: bir işi nerede yaptığımızı değiştirmek, o işin bizi nasıl yorduğunu da değiştiriyor mu — yoksa yorgunluğun menşei mekânda değil, tempoda mı?
Allah'a emanet olun.
Diğer kayıtlar
Eksiyi Sıfır Yapmak
İlk bölümlerde "sıfırı bir yapmak" demiştim. Yanlış kullanmışım. Arşivi kapatan kayıt, o düzeltmenin kaydı.
Neden Kimse Seni Kurtaramaz?
Fütûhu'l-Gayb'ın altıncı makalesi 'halkı bırakmak' diyor. Dağa çıkmak değil bu: insanların elinde bir güç olmadığını hakîkaten bilmek.