Kazandığımdan Çok Harcadığım Aylar

Bu, beelogs'un yayına çıkan ilk bölümüydü. Kamera aslında Ağustos 2025'ten beri açıktı. Çekilen kayıtlar bir klasörde bekledi, ancak Kasım sonunda dışarı çıktı. Niçin beklediğini bugün daha rahat söyleyebiliyorum: elimde anlatılacak bir netice yoktu. Sadece hâl vardı. Hâl anlatmaya insanın dili geç geliyor.
O bölümde bir hesap açtım. Aralık 2024'te satış işini bıraktım. Ardından gelen sekiz dokuz ayda kurmaya uğraştığım işe harcadığım para ile o işten gelen para arasındaki nispet kabaca ona bire yakındı. Rakamların kendisini buraya yazmıyorum; ayrı kayıtlarda ayrı çıkıyorlar ve hangisinin doğru olduğunu bugün kat'î şekilde söyleyemem. Nispet doğru, gerisi yaklaşık.
Harcadığım para da benim param değildi. Kredi kartı limitleri, ek hesap limitleri. Bir yerden sonra bankalar kapıyı kapattı. Kamera karşısında "vur emrini verdiler" demiştim, bugün de daha iyi bir tabir bulamıyorum. Aynı hafta personelim birkaç gündür maaş bekliyordu. Haklıydı. Borç isteyebileceğim herkesten borç istemiştim; en yakınım dâhil. KYK vardı, GSS vardı, bankalar vardı. Üstüne askerlik çağrısı geldi.
Kayıtta bir cümle var, oradan çıkarmak istemiyorum: "Güldüğüme bakmayın." O gün yüzüm enerjikti, ses tonum yerindeydi ve bulunduğum yeri "incecik bir nokta" diye tarif ettim. İkisi aynı anda doğruydu. Bunu bir kusur gibi değil, bir kayıt gibi bırakıyorum: insan çok ince bir noktadayken de kameraya gülümseyebiliyor.
O gün tek çıkış olarak ajans müşterisi bulmayı görüyordum. Bir müddet nakit akışı sağlasın, ürünü çıkarana kadar nefes aldırsın diye. Buraya bugünden bir not düşeyim: ajans bugün kapalı. Askerlik de o kayıtta sandığım gibi belirsiz kalmadı, Şubat 2026'da başladı ve hâlâ devam ediyor. Yani o bölümde "bakalım" dediğim iki şeyin cevabı geldi; ikisi de tahmin ettiğim şekilde gelmedi.
Bugün geriye bakınca en çok takıldığım yer para değil. Şu: 19 yaşımdan beri kendi işimi kurmaya uğraşıyorum ve o kayıtta "ne bir tatile gittim, ne kendimi ödüllendirdim" diye bir cümle kurmuşum. O cümleyi kurarken bunu bir fedâkârlık listesi gibi okuduğumu hatırlıyorum. Şimdi aynı cümleyi okuyunca fedâkârlık mı, yoksa hesabı hiç yapılmamış bir gider kalemi mi olduğuna karar veremiyorum. Kararı bugün de vermiyorum. Kaydediyorum.
Bir şeyi de saklamayayım: o bölümde "olacak, inanıyorum" dedim. O cümle samimiydi ve hâlâ samimi. Ama samimiyet ile hesap ayrı iki defterdir; ben o aylarda ikinci defteri geç açtım. Erken açsam ne değişirdi, bilmiyorum. Belki hiçbir şey. Belki personelin maaşı gününde çıkardı.
Şu sualı o günkü hâlime değil, bugüne soruyorum: bir işin yürüyüp yürümediğini anlamak için ben kaç ay bekliyorum ve o müddeti kim belirliyor — ben mi, borcun takvimi mi?
Allah'a emanet olun.
Diğer kayıtlar
Eksiyi Sıfır Yapmak
İlk bölümlerde "sıfırı bir yapmak" demiştim. Yanlış kullanmışım. Arşivi kapatan kayıt, o düzeltmenin kaydı.
Neden Kimse Seni Kurtaramaz?
Fütûhu'l-Gayb'ın altıncı makalesi 'halkı bırakmak' diyor. Dağa çıkmak değil bu: insanların elinde bir güç olmadığını hakîkaten bilmek.