Hedefleri küçültmek iyi geldi

4 Aralık 2025. Yine ani kararlardan biriydi: Samsun'dan çıktım, motorla İzmir'e gidiyordum. Ankara girişini kaçırdım, mecburen başka yoldan devam ettim. Daha önce gitmediğim yollar keyifli oluyor, o yüzden canım da sıkılmadı. Öğleden sonra Bolu'daydım, geceye doğru İzmir'de olacaktım.
İzmir'de dördüncü günümde bir müşteriyle anlaştık. Bir e-ticaret mağazasının dijital dönüşümünü üstlendik; performans pazarlaması üzerine, dönüşümden yüzde beş pay alacaktık. Dört güne göre fena değil. Bir arkadaşımda kalıyordum, gündüzleri bir kafeye oturup mobil programı yazıyordum. Yüzde otuzu bitmişti. Fonksiyonlarını tamamlayıp tasarımını gözden geçirdikten sonra ilk sürümünü çıkarıp mağazalarda yayınlamayı düşünüyordum.
Aralarda yürüdüm. Alsancak sahilinden başladım, bir baktım saat kulesinin oradayım. Kuleyi ilk defa görüyordum. Yanında güzel bir mescit vardı, ikindiyi orada kıldım. Hükümet konağının mimarisi de göz dolduruyordu. İzmir'in güzelliği kadar kötülüğü de var; ama biz güzelliği görme temayülündeyiz, o gün öyleydim.
Sonra tarihe takıldım. 4 Aralık. Geçen sene bugünlerde satış işimden ayrılmıştım. Tam 365 gün olmuş.
O 365 günde kırk beş yaş almış gibi hissediyordum. Hem stres tarafından hem bilgi tarafından. Stresin bana bu kadar iyi geleceğini, sıkışmanın işe yarayacağını bilmiyordum. Bir senede üç ayrı yol değiştirdim. O üç yolda attığım adımların hesabı yok. Hepsi boşa gitti diyecektim, sonra vazgeçtim: boşa gitmedi, kendimi tanımamı sağladı. Serbest de çalıştık, ajans da olduk, yapay zekâ şirketi de kurduk. Bir anda kendimizi hayallerimizin zirvesinde bulduk. Sonra oradan indik.
Ve hedefleri küçülttük.
Şunu yazmak istiyorum: hedefleri küçültmenin beni bu kadar memnun edeceği aklıma gelmezdi. Kendime döndüm, ne istediğime döndüm. O gün İzmir'de yürürken hava değişikliğinden mi, benden mi bilmiyordum — sebebini bulamadım, aramayı da bıraktım. Mühim olan nasıl hissettiğimdi ve iyi hissediyordum. Yeni bir sayfa açılmış gibiydi.
Dönüş on beş saat sürdü. Samsun'a vardığımda kendimi yorgun ama toplanmış hissediyordum. Evde nüfus kalabalık; kediler ortalıkta. İzmir'de bir müşterimiz var, elimde bir program var, bir de şu vloglar ve şahsî markam var. Askerlik Şubat'ta kesinleşmişti; o zamana kadar istediğim yerde çalışabilmenin tadını çıkarıyordum.
Bugünden bir not: askerlik hakîkaten Şubat 2026'da başladı ve hâlâ devam ediyor, o tahminim doğru çıktı. Ajans ise kapandı — o günkü müşteri anlaşmasının verdiği ferahlığın ne kadar sürdüğünü, birkaç gün sonrasının kaydına bakan görecek. O gün yüzde otuzunda olan program da yazılmaya devam etti; nereye vardığını başka bir güne bırakıyorum.
Bir de şunu düşüyorum: "hedefleri küçülttük" cümlesini o gün rahatlamış bir adam olarak kurdum. Aynı ayın içinde, üç gün sonra kurduğum cümleler bu kadar rahat değil. İkisi de kayıtta duruyor. Birini silip diğerini bırakmayacağım, çünkü ikisi de o ayın hakikatiydi.
Şu sual bugün de duruyor: hedefi küçültmek ne zaman teslim olmaktır, ne zaman nişan almaktır? Ben o gün ayırt edebildiğimi sanmıştım. Bugün o kadar emin değilim.
Allah'a emanet olun.
Diğer kayıtlar
Eksiyi Sıfır Yapmak
İlk bölümlerde "sıfırı bir yapmak" demiştim. Yanlış kullanmışım. Arşivi kapatan kayıt, o düzeltmenin kaydı.
Neden Kimse Seni Kurtaramaz?
Fütûhu'l-Gayb'ın altıncı makalesi 'halkı bırakmak' diyor. Dağa çıkmak değil bu: insanların elinde bir güç olmadığını hakîkaten bilmek.