Vadesi bugün dolan bir hedef
24 Ağustos 2026
Selâmün aleyküm,
Bu haftanın en zor metnini bugün yayımladım. Sebebi şu: dokuz ay önce kamera karşısında bir hedef verdim ve o hedefin vadesi tam da bu ay doldu. Askerlik devam ediyor, kanallar sessiz, arşiv yeni açılıyor. Böyle bir vakitte insanın en kolay yapacağı şey, verdiği sözü hiç anmamaktır. Bugünkü günlük onu anmak için var.
O gün ilan edilen üç şey
2 Kasım 2025, pazar. Günde yaklaşık 17 km yürüdüğüm, bel ağrımın yürümekle geçtiği, pazarları bir kafede haftayı plânladığım günler.
O kayıtta üç şey söylemişim. Birincisi, işin nasıl kurulacağının adını koymuşum: start-low. Yani yatırım kovalamadan, kendi nakit akışıyla, yavaş yavaş inşa etmek. Yanında da şunu söylemişim ve arkasında bugün de duruyorum: nefsiyle savaşmak istemeyeni kimse bununla suçlayamaz; iyi bir ekipte iyi bir iş yapmak, founder olmaktan alçak bir şık değildir. Ben start-low'u seçtim, çünkü o gün hayatı bir meydan okuma olarak görüyordum.
İkincisi, bedelli askerlik plânı ve en sade hâliyle bile 500.000 TL çıkan bir düğün hesabı.
Üçüncüsü — ve asıl mesele bu — 2026 Ağustos'una kadar cebime kâr olarak asgarî 1–1,5 milyon TL girmesi gerektiği.
Vade doldu, hesap ortada
İki şeyi açıkça yazdım. Bedelli plânı tutmadı: Şubat 2026'da askere gittim, bedelli değil, on iki haftalık komando temel kursuyla; askerlik hâlâ sürüyor.
Hedefin bugün nerede durduğunu ise bilmiyorum. Defterler orada, ben buradayım. "Ulaştım" da diyemem, "ulaşamadım" da — ikisi de uydurma olur. Ama verilmiş bir hedefi sessizce geçmek, tutup tutmadığını uydurmaktan daha kötüdür. Rakamı döndüğümde açacağım; bugün yapabildiğim şey, hedefin var olduğunu unutmamak.
Günlükte bir de kendi ihtiyat cümlemi tahlil ettim. O gün "kazanmasak da olur, en azından o gayreti gösterelim" demişim. Bugün o cümleyi iki türlü duyuyorum: biri hakîkaten olgun, öbürü tutturamama ihtimaline şimdiden döşenmiş bir yatak.
Günlüğün tamamı burada: https://berkehalilbayraktar.com/blog/start-low-vadesi-dolan-hedef
Kapanışta tek sual:
Bir hedefi koyarken yanına kurduğumuz o "olmasa da olur" cümlesi, bizi rahatlatmak için mi orada, yoksa hedefin hakîkaten kaçıncı sırada olduğunu söylemek için mi?
Allah'a emanet olun.