Ne kadar az dua ettiğimi fark ettim
5 Eylül 2026
Selâmün aleyküm,
Bu sayı, arşivin en içeriye dönük kaydına ait. Uykusuz bir pazartesi sabahında çekilmiş bir beelogs bölümü — o gün ne bir iş bitmişti ne de anlatacak bir netice vardı. Böyle günlerin kaydını tutmak, iyi günlerinkinden daha zor geliyor; o yüzden arşivden çıkarmadım.
Asıl mesele
O sabah yedi civarında kalkmıştım, gece parça parça uyanıp durmuştum. Öğleye doğru ayakkabımı çıkarıp toprağa bastım ve yarım saat hiçbir şey yapmadan oturdum. Sonra mutfak masasına geçtim, altı saat oradan kalkmadım.
Günün asıl hâdisesi akşama doğru oldu. YouTube'daki bir videodan bana ulaşan biriyle otuz kırk dakika görüştük. Tanımadığım biriydi. Konuşma bitince şunu gördüm: aylardır kafamı meşgul eden meselelerin tamamı, tek bir insanın yardımıyla çözülebilecek meselelermiş. Sevindim ve aynı anda üzüldüm. Çünkü bir insanın çözebileceği bir şey için Allah'a ne kadar az dua ettiğimi fark ettim.
Bunu kimseye ders olarak yazmıyorum. Bu bültende dağıtacak vazifem yok. Kendi eksiğimi kaydediyorum: ettiğim dualar saatler süren dualar değildi, az etmişim. Aylardır beni yataktan zor kaldıran bir ağırlığın altından otuz dakikalık bir görüşmenin girebileceğini görmek insanı sevindiriyor, ama biraz da mahcup ediyor. Kendi mahcubiyetimden bahsediyorum.
O devrede üç aya yakındır beş vakti tutturabiliyordum ve Kur'an'ı ikinci kez okuyordum; Nuh sûresindeydim. Kayıtta "beş vakit değil, on vakit kılmam gerekiyormuş" diye bir cümle kurmuşum. O cümle bir hedef değil, o anki hissin ölçüsüzlüğü — kimseye bir çıta koymuyorum, kendime de koymuş değilim. Sadece o gün öyle hissettim ve kaydettim. Bir de biriktirme meselesi vardı kafamda: elde ne varsa tutmak, tutulanın üstüne bir daha tutmak. O gün ters tarafa baktım ve şunu gördüm — verilmeyen şeyin insanı emniyette tuttuğuna dair elimde bir delil yok.
Bir de bugünden düşülmüş bir not var günlükte: o görüşmeden sonra o kişiden ses çıkmadı, ben de bir daha ulaşamadım. O gün duyduğum ümidi arşivde yanlış çıkmış bir kayıt olarak bıraktım — hakkım helâl olsun. Ama fark ettiğim şey yanlış çıkmadı; vâsıta çekilince yerinde kaldı.
Günlüğün tamamı burada: https://berkehalilbayraktar.com/blog/ne-kadar-az-dua-ettigim
Bu haftaya bırakacağım tek sual şu: elimizdeki bir meseleyi çözebilecek insanı bulmak için kaç kapı çalıyoruz — ve aynı mesele için kaç defa el açıyoruz?
Allah'a emanet olun.