Kafa durmuyorsa vücudu çalıştırmak
3 Eylül 2026
Selâmün aleyküm,
Arşivin sonuna yaklaşıyoruz. Bu haftanın günlüğü, geçen Aralık'ta bir pazar günü çekilmiş bir beelogs bölümünden. O gün masanın başında donup kalmıştım ve kaydı, kendimi evin etrafında yürütürken açtım. Bugün nerede olduğumu tekrar yazmayayım; askerlik devam ediyor, kanallar sessiz, arşiv açık.
Asıl mesele
O bölümde şöyle bir cümle kurmuşum: kafa durmuyorsa vücudu çalıştıracaksın. Kastım basitti. On dakikadır oturuyordum, gözüm açıktı, kafamın içi doluydu ve elim hareket etmiyordu. O hâli o devrede günde yedi sekiz kere yaşıyordum. Yürüdüm, sonra sahile inip koştum, dönüşte bahçede barfiks çektim, ardından otuz saniye soğuk suyun altında durdum.
Bunu bir reçete olarak yazmıyorum, bir kayıt olarak yazıyorum. O gün elimde bunlar vardı. Soğuk duş bir fazîlet değil; otuz saniyelik bir su. Koşu da bir ölçü değil. Birine yürümek zor gelir, birine masadan kalkmak, birine de tam tersi — herkesin zor tarafı aynı yerde durmuyor. Kayıtta "kendini zorla" cümlesini gereğinden fazla tekrar etmişim; o tekrarın bir kısmı kendime bağırıştı, ama kamera karşısında söylenince emir zincirine benziyor. O yüzden bugün yazarken tonu düzelttim.
İşin hesap tarafı da var. Yürüyüşler on beş yirmi dakika, koşu kırk beş dakika, toparlanma derken günün bir saati oraya gidiyordu. İşe bakarsan kayıp. Ama o bir saati vermeyince geri kalan sekiz saat de gelmiyordu. Kaybın hangisi olduğuna hâlâ karar vermiş değilim.
O bölümde şunu da anlattım: masanın başında donup kalma hâlinin bir adı olduğunu yirmi beş yaşımda öğrendim. Dikkat dağınıklığı tarafında bunun için kullanılan bir tabir var. Öğrendiğimde içimde bir burukluk oldu, lise ve üniversite senelerini düşündüm. Sonra bıraktım — bir ismin geriye dönük tamir edeceği bir şey yok, ancak bugüne bakmayı kolaylaştırıyor. O devrede yetmiş beş kilodan altmış üçe düşmüştüm; sebebi antrenman değildi, yemek yiyemiyordum.
Günlükte bir de yanlış çıkmış bir kayıt var: o bölümde askerliğin Mayıs'a ertelendiğini söylüyorum ve bütün plânımı ona göre kuruyorum. Öyle olmadı. Bu tür şeyleri arşivden temizlemiyorum; not düşüp bırakıyorum. Bir günlüğün işi hüküm vermek değil, kaydetmek.
Günlüğün tamamı burada: https://berkehalilbayraktar.com/blog/kafa-durmuyorsa-vucut-calisir
Bu haftaya bırakacağım tek sual şu: bir gün içinde hiç hareket etmediğimiz en uzun müddet ne kadar — ve o müddeti uzatan şey iş mi, yoksa masanın başında beklemeyi iş sanmamız mı?
Allah'a emanet olun.