Hürriyeti bize yasaklayan adam
27 Ağustos 2026
Selâmün aleyküm,
Bu ay siteye eski videoların yazıya dökülmüş hâllerini koymaya başladım. Ortada yeni bir çekim yok; şubattan beri askerdeyim ve iki kanal da uzun süredir sessiz. Ama sessizlik boş geçmedi: elimde defter, okuduğum metinlerin kenarına düştüğüm notlar birikti. Bu yazı da onlardan biri — ocakta çektiğim, kanalın en az izlenen videolarından birinin arkasındaki mesele. Az izlenmesi meselenin küçük olduğu mânâsına gelmiyor; anlatımın tutmadığı mânâsına geliyor. O yüzden baştan kurdum.
Asıl mesele.
John Stuart Mill'e mekteplerde "hürriyetin babası" diye öğretiyorlar. Hürriyet Üzerine'nin ikinci bölümünde kurduğu şey hakîkaten sağlam: bir insanı susturduğun an, farkında olmadan "ben mutlak doğruyum" demiş oluyorsun. Sokrates'i sokak serserileri öldürmedi; devrin en ahlâklı sayılan hâkimleri, gençliği zehirlediğinden yüzde yüz emin olarak öldürdü. Emin olmak, tarihte en çok cana mal olmuş hâllerden biri.
Aynı adam, hayatının otuz beş yılını İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin üst kademesinde geçirdi. Ve kitabının girişinde şu cümle duruyor: bu hürriyet umdesi çocuklar ve barbar milletler için geçerli değildir. Kimi kastediyor? Hintlileri, Çinlileri, Osmanlı'yı. Londra'da bir deliyi bile susturamazsınız diyen adam, Hindistan'da milyonların iradesini yok saydı.
Şimdi buradan iki kolay çıkış var ve ikisi de yanlış. Birincisi adamı putlaştırıp kibrini görmezden gelmek. İkincisi "sömürgeciymiş" deyip bütün kitabı çöpe atmak. Bizim ölçümüz üçüncüsü: feraset, balı alıp dikeni ayıklamaktır. Hikmet müminin yitiğidir, nerede bulursa alır. Kaldı ki bir fikri sahibinden dolayı topyekûn reddetmek, tam olarak Mill'in tarif ettiği o yanılmazlık tuzağına düşmek olur.
Yazıda çuvaldızı kendimize de batırıyorum: rasathaneyi topa tutturan bir devrin torunlarıyız ve "ilmi yasaklarsanız bir gün yem oluruz" diye çırpınan Kâtip Çelebi'yi o gün dinlemedik. Suçun yarısı onlardaysa yarısı da bizde. Bir de Namık Kemal var — hürriyet fikrinin bu topraklara ithal edilmediğinin en yüksek sesli delili.
Yazının sonunda bir haftalık küçük bir vazife bırakıyorum: engelle düğmesine basmadan önce on saniye durup tek bir sual sormak.
Yazının tamamı: https://berkehalilbayraktar.com/blog/hurriyet-babasinin-golgesi
Kapanışta bırakacağım sual şu:
En son birini susturduğumuzda, hakîkaten bir zarardan mı korunduk — yoksa haklı olma ihtimali bizi rahatsız eden bir sesi mi kapattık?
Cevabı bana yazmanıza gerek yok. Sadece bir kere sorulsun yeter.
Allah'a emanet olun.