Çırpındıkça batılan bir yer
21 Ağustos 2026
Selâmün aleyküm,
Bu arşivi açalı bir hafta oldu. Askerlik devam ediyor; günün büyük kısmı benim tasarrufumda değil. Bu yüzden bu metinler yeni çekimlerden değil, geride bıraktığım kayıtlardan çıkıyor. Kamera sustu ama söylenmiş sözlerin bir kısmı hâlâ yazıya geçmeyi bekliyordu. Bugünkü yazı onlardan biri: Fütûhu'l-Gayb'ın ikinci makalesi.
Bataklığın kaidesi
Abdülkadir Geylânî dünyevî hırsları, bitmeyen arzuları ve geçici hevesleri bir bataklığa benzetiyor. Bu istiarenin kıymeti şurada: bataklığın tek bir kaidesi vardır ve o kaide onu bütün öbür tuzaklardan ayırır. Çırpındıkça batarsın.
Kuyuya düşen ip ister. Bataklığa düşenin ihtiyacı iptir ve sükûnettir; ama içgüdüsü ona "daha hızlı hareket et" der. Modern hayatın bize öğrettiği tek hamle de budur zaten: yetişemiyorsan saat ekle, boşluk hissediyorsan bir şey daha satın al, eksik kaldıysan bir kursa daha yazıl.
Ben bunu en net, upuzun bir yapılacaklar listesi ve kafamda "şu ayı şöyle kapatırsam rahatlarım" cümlesiyle geçirdiğim aylarda gördüm. O ay geldi. Rahatlama gelmedi; yerine daha uzun bir liste geldi.
Çıkışın yalnız yürünmeyen tarafı
İkinci makalenin asıl sarsıcı yeri şu: Geylânî bataklıktan çıkışı ferdî bir kahramanlık olarak kurmuyor. "Hep birden kardeş olunuz" diyor. İlk okunuşta bir nasihat cümlesi gibi durur; halbuki bir strateji cümlesidir. Çünkü insan yalnızken kendi çırpınmasını göremez. Onu ancak dışarıdan biri adlandırabilir.
Hayrı tavsiye dediğimiz şey bu: "sen batıyorsun" demek değil, "gel, ben de bu tarafa tutunuyorum" demek. Ayıplamak değil, elden tutmak. Aradaki fark küçük görünüyor ama biri insanı kapatır, öbürü açar.
Yazıda bunun bugünkü karşılığını konuştum: bir arkadaş meclisinde, orada olmayan biri hakkında kurulmak üzere olan cümlenin ne olduğunu. Ve o cümleyi kurmamanın niçin küçük değil, tam tersine ölçülebilir bir hamle olduğunu.
Yazının tamamı burada: https://berkehalilbayraktar.com/blog/cirpindikca-batmak
Haftanın vazifesi de orada duruyor; büyük değil, yedi günlük ve iki rakamla ölçülüyor. Ben kendi iki rakamıma baktığımda aradaki farkı sevmedim.
Bir sonraki yazı serinin en çetin durağı: iptila. Yani başımıza gelen belânın niçin geldiği.
Kapanışta tek sual bırakıyorum, cevabını bana yazmana da gerek yok:
Son bir yılda hayatıma kattığım şeylerin kaçı hakîkaten bir eksiği kapattı, kaçı sadece çırpınmanın yeni bir şekliydi?
Allah'a emanet olun.